Küçük İşletmeler İçin Hayatta Kalma Reçetesi


28 Nisan
Küçük İşletmeler İçin Hayatta Kalma Reçetesi

Bir çok işletme satışlarını artırmak istiyor. Ama bunun için doğru stratejinin ne olduğunu bilmiyor. Bu makalemizde küçük işletmeler nasıl büyür sorusuna cevap vermeye çalıştık....

28.04.2019 | Nasıl Yapılır? | Rehber.com.tr

Müşteri iç görüsünü analiz edemeyen işletmeler ve e-ticaret siteleri  kaybolup gitmeye mahkumdur. Ne demek bu? Bu şu demek müşterilerinin ne istediğini, neyi önemsediğini bilmeyen şirketler, firmalar eninde sonunda batacak demektir.

80 yıllarda çok fazla firma yoktu. Belli sektörlerde önceden köşe başını tutmuş, marka haline gelmiş firmalar vardı. Bu firmalar sadece radyo, televizyon ve gazete reklamları verirdi. Siz bu firmaların sattıkları ürünleri almak zorundaydınız. Ürünlerle ilgili müşteriler geri dönütlerde bulunamaz, ürünün geliştirilmesi noktasında katkıları olmazdı. Kendileri ne zaman isterse ona göre yeni modeller, yen, ürünler çıkartırlardı. 90 yıllarda, özellikle 2000’li yıllardan sonra teknolojideki, ekonomideki iyi gelişmelerle beraber bir çok sektörde yeni firmalar kuruldu. Eski köşe başını tutmuş firmalar ile yeni firmalar arasında kıyasıya bir rekabet başladı. Eski firmalar pastadan pay kaybetmek istemiyor, yeni firmalarda pastadan daha fazla pay almak istiyordu. Özellikle e-ticaret sektörü büyüdükçe firma sayısı da birden arttı. Arttı artmasına ama bütün firmalar aşağı yukarı aynı yöntemleri kullanıyor, sektörde pozisyon almaya çalışıyordu. Ama şunu bilmiyorlar ki “sürekli aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek cahilliktir”. Sürekli sıradan şeyler yaptıkça sıradanlaşırsınız. Meşhur Mor İnek hikayesini bilirsiniz. Bu hikaye meşhur  İsveçli Pazarlama Guru’su Seth Godin’in “Mor İnek” diye bir teorisi aslında. Bilmeyenler için aşağıya da yazalım.

Mor İnek Hikayesi

mor inek hikayesi

“Birkaç yıl önce ailem ve ben Fransa üzerinde seyahat ederken, otoyolun hemen yanındaki yemyeşil çayırlarda otlayan inekleri görüp, bu masalsı güzellik karşısında kendimizden geçmiştik. Kilometreler boyunca, hepimizin gözleri dışarıdaydı ve etrafımızdaki her şeyin muhteşemliğinden büyülenmiştik.

Sonra, 20 dakika içinde, inekleri görmezden gelmeye başladık. Gördüğümüz yeni inekler ilk gördüklerimizin aynısıydı ve başta bize şaşırtıcı gelen şey şimdi sıradandı. Hatta sıradan olmaktan da kötüsü sıkıcıydı.

Onları bir süre gördükten sonra, inekler artık sıkıcıdır. Harika inekler de olsa, çekici inekler de olsa, mükemmel kişiliği olan inekler de olsa, pırıl pırıl inekler de olsa, hala sıkıcıdırlar.

Mor bir inek hariç. İşte bu ilginç olabilir, (sadece bir süreliğine)

Mor İneğin özelliği dikkate değer olmasıdır.

Evet binlerce firma arasından seçilebilmek, fark edilebilmek için farklı bir şeyler yapmalısınız. Günümüzde bir çok firma müşterinin öngörüsüne, düşüncesine önem vermiyor. Siz vererek rakiplerinizden farklı olabilirsiniz. Müşterinin ilgisine, kişiliğine, düşüncesine en çok değer veren firmalardan biri Netflix. Netflix 1990 yılında DVD kiralama hizmeti veren küçük bir girişim. Netflix’i rakiplerinden başarılı kılan unsurları düşününce, onu benzersiz kılan şeyin sahip olduğu film arşivi ya da yayımladığı orijinal içerikler değil; bu içerikleri üretirken ve tüketiciye ulaştırırken kullandığı teknolojiler olduğunu söyleyebiliriz. Firma sitesine gelen bir ziyaretçinin ortalama 60-90 saniye site de kaldığını, bu süre zarfında 10-20 tane başlığa baktığını, ilgisini çeken bir şey olmadığında çekip gittiğini tespit ediyor. Netflix, sitedeki içerikleri kullanıcıların gözünde daha çekici kılmak için bir yöntem ararken “thumbnail” yani içeriğin küçük kapak fotoğrafını değiştirme yöntemini keşfetti. Böylece kullanıcısının kişilik özelliklerini bilen filmin afişi olarak kişinin hoşlanabileceği kareleri gösteriyor. Bu şekilde yüzde 90’lara varan bir başarı söz konusu. Öyle ki siz daha hangi filmi izleyeceğinizi bilmeden Netflix bunu bilebiliyor. Netflix Algoritması ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz Dr. Sertaç Doğanay’ın yazmış olduğu “Netflix Algoritması Nasıl Çalışıyor?” makaleyi okuyabilirsiniz.

Her Müşteri Kendini Özel Hissetmek İstiyor

her müşteri kendini özel hissetmek istiyor

Şimdi diyeceksiniz ki biz küçük bir işletmeyiz, onlar kadar imkanlarımız yok. Bu düşünce bir şey yapmak istemeyenler için geçerli ama bir şeyler yapmak için çabalayan kişiler için geçeri değil. Önemli olan çok teknolojik ekipmanlara sahip olmak değil, sahip olunan imkanları doğru kullanabilmek. Örneğin ben sürekli aynı pideci dükkanından telefonla sipariş veriyorum. Her seferinde siparişi alan “abi nereye gönderilecek” diye sorar. Oysa sipariş veren müşterilerini bilgisayarında kayıt etse “Tamam Ahmet bey siparişinizi şu adrese 10 dakika sonra göndereceğim” dese ben daha çok mutlu olurum. Yine 10 yıldır aynı yerden tüp alıyorum. Tüp bittiğinde tüp bayisi ile aramızda sürekli aynı konuşma.

Ben: Tüpümüz bitti, bir tane tüp gönderir misiniz?

Tüpçü: Abi hangi adrese gönderilecek.

Oysa ben benim numaram onun bilgisayarında kayıtlı olsa. İsmim karşına gelse. Adres bilgilerimi görüp abi şu adrese hemen gönderiyorum dese ben daha çok mutlu olurum.  Yada telefonla arayıp;

  • Abi size en son şu tarihte tüp göndermişiz. Önceki aldığınız tarihleri karşılaştırdığımda ortalama şu kadar gün içerisinde tüpünüz bitiyor. Tahminime göre de 5 gün içerisinde tüpünüz bitecek gibi, haberiniz olsun

Diye söylese bu eminim ki benim gibi herkesin hoşuna gider. Zamansız olarak tüpünün bitmesini, ocakta yemek kalmasını hiçbir ev hanımı istemez. Ama maalesef böyle olmuyor. Firmalarımız dükkanlarında ki bilgisayarlarını Facebook’a girmek için, cep telefonlarını da okey oynamak için kullanıyor. Oysa bu bilgisayar ve telefonlarınızı müşterilerinizi sosyal medya da tanıyabilmek için kullanabilirsiniz. Benim İşletmem sosyal medya mecralarında yer almalı diyorsanız aşağıdaki makaleyi okumanızı tavsiye ederiz.

Firmalar Hangi Sosyal Medya Sitelerini Kullanmalı?

İşletmeniz için hangi sosyal medya mecrasını nasıl kullanacağınızı öğrenmek için aşağıdaki makaleyi de hemen okuyun.

Firmalara 2019 Yılı için Sosyal Medya Önerileri

Müşterinin hoşuna gidecek, kendisini değerli hissettirecek şeyler sergileyen firmalar hayatta kalacak, bunu başaramayan firmalar zamanla piyasadan çekilecek. Hayatta kalabilmek için müşterilerinizi daha yakından tanıyın, kişilik özelliklerini öğrenmeye çalışın ona göre stratejiler geliştirin. Müşterilerinize isimleri ile hitap edin, onların duymaktan mutlu olacakları şeyleri söyleyin, davranışlarda bulunun.

Müşterilerinizden ilerleyen zamanlarda kullanabileceğiniz bilgilerden oluşan bir form bastırın. Bunu müşterilerinize doldurtun. Bu bilgiler çok özel bilgiler olmasın. Ve bu bilgileri ne yapacağınızı iyice anlatıp ikna edin. İşinize yaramayacak bilgileri istemeyin. Sadece müşterinin bulunduğunuz sektördeki eğilimlerini belirleyecek sorular olsun. Bu bilgileri zamanı geldiğinde kullanın. Örneğin doğum günü, evlilik yıl dönümü  zamanın da kutlama mesajı gönderin. Bu illa da müşterinin kendisi değil alabiliyorsanız çocuklarının da doğum tarihlerini alın, o zamanda gönderin. Veya ekstra indirim hediye edin. Veya  yeni parti bir ürün geldiğinde müşterinizi arayıp “hoşunuza gidecek, tam size uygun şu ürün geldi” diye haber vermeniz müşterinin kendisini özel hissetmesini sağlayacaktır. Bütün bu örnekler her sektör için çoğaltılabilir. Önemli olan bunun önemini kavramak ona göre de hareket etmek.

Son söz olarak eskiden marka firma nedir dediğimizde kaliteli ürün yapan firma derdik. Artık günümüzde marka firma olmak kaliteli ürün üretmenin yanında müşterinin duygu ve düşüncesine önem veren, onları değerli hissettiren firmalar olacak. Müşterinin gözünde marka firma olmanız temennisiyle.

Küçük İşletmeler İçin Hayatta Kalma Reçetesi makalesi  ile ilgili duygu, düşünce ve varsa tecrübelerinizi aşağıdaki yorum kısmından bize yazabilirsiniz. Ayrıca bu makale de anlattığımız bilgilerin daha çok kişi tarafından özellikle de arkadaşlarınız tarafından da öğrenilmesi için Hemen Şimdi Paylaşın. Unutmayın,

Paylaşmak Mutluluktur.


Etiketler: Küçük İşletmeler İçin Hayatta Kalma Reçetesi